0
Your Cart

Mizaç

Mizaç nedir

Her kişinin mizacı nitelik olarak ruhi ve cismi özelliklerden teşekkül etmektedir. Mizaç, genetik, iklim (genetik iklimi, anne rahminin iklimi, aile iklimi ve coğrafi iklim), beslenme ve eğitimden oluşur. Her insanın ve her mahlukatın ruhi ve cismi özellikleri bu iki grup bileşenlerden oluşur. (sıcaklık – soğukluk) ve (nemlilik – kuruluk). Geleneksel tıbba göre her cismin ve canlının ham maddesi, anasır-i erbaa (dört unsur) dan oluşur.

DÖRT ELEMENT

Su-Balgam-Kış

Ateş-Safra-Yaz

Hava-Kan-İlkbahar

Toprak-Sovda-Sonbahar

Bu unsurların her birisi (Ateş, hava, su ve toprak) bu dörtlü niteliğe (sıcaklık, soğukluk, nemlilik ve kuruluk) sebep olur.

Soğukluk ve sıcaklık önemli yer teşkil eder. Buna keyfiyeti-i faile denir. Nemlilik ve kuruluğa da keyfiyet-i münfaile denir.İnsana ve her şeye bakınca ilk önce sıcak veya soğukluğunu anlıyoruz, daha sonra ayrıntılı baktığımızda sıcak-nemli veya soğuk-kuru gibi nemlilik ve kuruluk özelliklerini tespit ediyoruz.

Her unsur ve cisim kendi yerindeki keyfiyet-i failesine göre sıcak, soğuk veya mutedil (ılık) olur. Ve keyfiyet-i münfailesine göre de kuru, nemli veya mutedil olur. İşte bu dört unsur her canlı ve maddede belli oranda vardır. Bunların karışımı sonucu ortaya bir keyfiyet çıkıyor ki işte biz buna mizaç diyoruz.

Mizacı kolaylıkla ve rahat bir şekilde analiz ve tespit etmek için beş tane tekli mizaç, dört tane de terkipli(karma) mizaca bölünmüştür.Buna bakmayarak yinede her canlının ve maddenin mizacı belirli oranda farklılık gösterir.

Genelde her insanın cibilli(doğuştan gelen) mizacı vardır. Ama günümüzde yanlış beslenmeden kaynaklı bu mizaç değişmektedir. Ve bazen bir kişiye birden fazla hılt yanlış beslenmeden dolayı hakim olmaktadır.

Mizaç ilminin oluşumu

Mizaç ilmini oluşturan, tıbbın babası olarak bilinen Hipokrattır. Hipokrat ise bu ilmi kendinden önceki Empedocles ve Anaximander gibi bilim insanlarının bilgi ve tecrübelerinden yararlanarak bir formata sokmuştur. Empedocles ve Anaximander ise bu ilmi Mısırlılar ve İranlılardan almışlardır. Sonraları İbni Sina, Zekeriyya er-Razi ve sair bilim insanları bu bilimi daha da geliştirmişledir. XVI asırda tıp bu şekliyle dünyaya hakim olmuş ve bütün hekimler bu yolla insanlara yardımcı olup tedavi etmeye çalışmışlardır. Maalesef birkaç asırdır bu ilim Avrupa ve bazı ülkelerde unutuldu. Ama son yıllarda Avrupada yeniden ihya olup her geçen gün daha da canlanmaktadır.

Hipokrat ve İbni Sina gibi eski hekimler dört tane unsura (toprak, hava, ateş, su) ve bu dört unsurun özelliklerinin (soğukluk, sıcaklık, kuruluk ve nemlilik) olduğuna inanıyorlardı. Bu dört unsur bizim vücudumuzda dört sıvı oluşturur. Bu dört sıvı (safra, kan, balgam ve sovda) insanların ve hayvanların vücutlarında ve davranışlarında etkilidirler. Her zaman bu dört hılt insan ve hayvanınların vücudunda dengeli olduğunda sağlıklı yaşarlar. Ama bu denge bozulursa malesef hastalıklar ortaya çıkar.